Köyümüz

Yukarıtepecik köyü, ilçe merkezine 6 km, Sivas il merkezine 176 km uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 1398 metredir. Sütlü göl ve ovaya nazaran yüksekçe bir tepenin üstündeki düzlükte kurulduğundan bu ismi alan köyün doğusunda Aşağıtepecik köyü, batısında Sarıyusuf ve Çataklı köyleri, kuzeyinde Dikköy, güneyinde Karaca köyü vardır.
Köyün tarihi 19.yüzyılın ortalarına kadar, Aşağıtepecik köyünden ayrı tutulmamıştır; lakin Türklerden önce Yokuşbaşı mevkiinde yerleşim izlerine rastlanmış, Gökdere Tepe Yerleşimi adında arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Yapılacak kazı çalışmaları neticesinde köyün ve bölgenin tarihine önemli katkı sağlayacaktır.
Osmanlı arşivleri incelendiğinde Yukarı Baru köyü, bazı kayıtlarda Aşağı Baru ile birlikte Göllü Barular diye bir kaydedilmiştir. Osmanlı’nın son dönemlerinde Baru’yı Bala ismiyle, Cumhuriyetle birlikte Yukarı Baru olarak kayıtlara geçmiştir. Baru eski Farsça ve eski Ermenice dillerinden “kale, yükseklik, müstahkem yer” anlamına gelmektedir.
Suşehri tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Hasan Eroğlu, Selçuklu döneminde Suşehri diye adlandırılan bölgenin merkezinin Baru köyü olduğunu iddia etmiştir. Baru’nun büyük bir şehir olduğunu ve Suşehri nahiyesinin merkezinde yer aldığını, deprem ve diğer nedenlerle halkın, farklı yerlere göç ettiğini belirtmiştir (Suşehri diye adlandırılan bölge 19. yy ortalarına kadar Gölova ve köyleri ile Akıncılar ve Refahiye ilçesinin bazı köylerini içine alan bölgeye denirdi. Köyün etrafında tepe boyunca sur olduğu, bunun yer yer kalıntılarının bulunduğu bilinmektedir. Sur ve kale kalıntılarının Aşağı Baru köyünde de olması ve yukarıdaki bilgilerle beraber Aşağı Baru’dan, Yukarı Baru’ya kadar olan bölgede surlar içinde bir yerleşim birimi olduğu düşüncesi, hiçbir belgeye dayanmadan zihnimizde canlanmaktadır.
Köylülerin aktardığına göre ise “Köy, Aşağı Baru Köyü Şeyhi Bayraktaroğlu tarafından kurulmuştur. Bayraktaroğlu köyün ilk yerleşimini ana yol kenarına şimdiki mezarlığın olduğu yere yapmıştır. Evin kalıntıları günümüze kadar ulaşabilmiştir. Yine mezarlığın hemen üstünde de çeşme olduğu ifade edilir. Bayraktaroğlunun köyü burada kurmasındaki düşünce Kindik boğazını ve Kösehasan boğazını rahat görerek kontrol altında tutmak istemesi, olası düşman saldırılarına karşı önceden hazırlıklı olunabileceğini düşünmesidir”
Osmanlı’nın bölgede hakimiyet sağlamasından sonra incelenen 1520 ve 1569 yılı kayıtlarında köyde bulunan vakıf hakkında bilgiler ile meskûn halkın müslüman olduğu ve 1 zaviyedar, 1 zaviyedarzade, 1 nöker, 2 nökerzade ile 70 neferi Müslim yaşadığı belirtilmektedir. Köyün mahsulleri arpa, buğday, bostan, tütün ve baldır. Karyede 2 adet zemin ve Boyaluca ve Beyyurdu adında 2 tane mezra bulunmaktadır.
1643 yılı kayıtlarında Yörük Pınarı, Akdasın ve Ürüskü köylerinin erbab-ı tımarı köydeki 3 hanedir. Vakfin zavidarı Yahya Veled-i Piri’dir. Bölgenin en büyük Müslüman nüfusa sahip köylerinden biridir.
1835 yılında Aşağı ve Yukarı Baru köyleri Göllü Barular olarak kayıt edilmiştir. 42 hane ve 150 erkeğin kayıtlı olduğu köylerde yaklaşık 300 kişi yaşamaktadır. Köyün muhtarı Ayan torunu müteveffa Mehmed’in diğer oğlu ter bıyıklı Ali, imamı ise Hanedanoğlu Molla İsmail b. Mustafa’dır. Şimdiki soyadları ve aile lakapları düşünüldüğünde köyün muhtarı yukarı, imamı ise aşağı köydendir. Köylerde Handanoğlu, Ayanoğlu, Nebioğlu, Kara Sakallı Haliloğlu, Eyüboğlu, Laz Ibrahimoğlu, Can Alioğlu, Hasanoğlu, Seküloğlu, Kırklıoğlu, Osmanoğlu, Çöğrümoğlu, Yenidünyaoğlu, Bekiroğlu, Abdioğlu, İsaoğlu, Abdülkadiroğlu (Kadirliler ?), Sarancıoğlu (Samancıoğlu ?), Köse Velioğlu, Şeyhoğlu, Mutioğlu, Sağıroğlu, Bölükbaşıoğlu ve köylere sonradan göç etmiş olan Kemahlı Kürd İsmailoğlu ve Şiranlıoğlu aileleri yaşamaktadır.
1881 yılında ilk defa kadınların da sayıldığı nüfus sayımında Baru-yı Bala köyünde 141 erkek, 152 kadın olmak üzere 293 nüfus bulunmaktadır. Köyün önde gelenlerinin isimlerininde yazıldığı kayıtlarda, köyün önde gelenleri Zaimoğlu Osman Ağa ile Ayanoğlu Aziz Bey’dir. Yaklaşık 150 köyden 100 kişinin yazıldığı listede köyden 2 ismin yer alması köy için ayrı bir önem taşımaktadır.
1914 yılında Osmanlı’nın yapmış olduğu son sayımda Baru-yı Bala köyünde 60 hanede, 148 erkek, 154 kadın olmak üzere 302 nüfus yaşamaktadır.
Cumhuriyetle birlikte başlayan nüfus sayımlarında ise 1935 yılında 341, 1940 yılında 267, 1945 yılında 322, 1950 yılında 356, 1960 yılında ise 351 kişi yaşamaktaydı.
Yukarıtepecik Köyü, tarım alanlarının geniş olması ve yol güzergahında bulunması gibi sebeplerle gelişmiştir. Seferberlik ve Kurtuluş savaşlarında 50 kişi askere gitmiş, dönmemiştir. Köyün nüfusunda Erzincan depremi de etkili olmuştur. Yakın zamana kadar kış akşamlarında köy odalarında taşlamalı sohbetlerin yapıldığı Yukarı tepecik, folklor açısından da zengin bir köyümüzdür.
Doksan yaşındaki bir büyüğe köyle ilgili sorulan bir soruya karşılık olarak “Evladım! Ben çocukken doksan yaşındaki bir dedeye sorduğumda onun da aynı yaştaki dedesinin bu köyde doğup büyüdüğünü söyledi.” Köyün tarihiyle ilgili olarak önemli bir belge olarak bu söz yeterli olacaktır.
Fazla engebeli olmayan bir arazisi vardır. Arazinin küçük bir kısmı sulanabilmektedir. Su temini halinde 7000 dekara yaklaşan arazinin tümü sulanabilecek konumdadır. Yine meraların ıslahıyla hem hayvancılıkta önemli atılımlar olacak hem de tarım faaliyetleri gelişecektir.
Köyün tarımında arpa, buğday ve bilhassa nohudun önemli yeri vardır. Yine fasulye ve meyve tarımı da yapılmaktadır. Ayrıca önemli sebze bahçeleri bulunmaktadır.
Yukarı Kova mevkiinde sodalı su bulunmaktadır. Tetkiki yapılan suyun maden suyu olarak değerlendirilmesiyle köy ekonomisine önemli katkılar sağlanabilir.
Köyün tüm nüfusu 2300 kadardır. Ancak bunun 155 kadarı devamlı olarak köyde yaşamaktadır. Yazın nüfusu birkaç kat artan köye geri dönüş başlamıştır.
Ağaçlandırmanın yapılmasıyla köye yeni bir kaynak temini yanında erozyon önlenecek, tarım alanları daha iyi korunacaktır. Yine zirai hayvancılık talepleri ve ahır sığırcılığı talepleri karşılanırsa hem köye dönüş hızlanacak hem de ekonomi canlanacaktır.