Köyümüz

1. Coğrafi Konum ve İsim Kökeni
Yukarıtepecik köyü, bağlı olduğu ilçe merkezine 6 km, Sivas il merkezine ise 176 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1398 metredir. Sütlü Göl’e ve ovaya nazaran yüksekçe bir tepenin üstündeki düzlükte kurulduğu için bu ismi alan köyün doğusunda Aşağıtepecik, batısında Sarıyusuf ve Çataklı, kuzeyinde Dikköy, güneyinde ise Karaca köyleri bulunmaktadır.
“Baru” kelimesi; eski Farsça’da “kale, yüksek ve müstahkem yer” anlamına gelmektedir. Osmanlı arşivleri incelendiğinde Yukarı Baru köyü, bazı kayıtlarda Aşağı Baru ile birlikte “Göllü Barular” olarak kaydedilmiştir. Osmanlı’nın son dönemlerinde “Baru-yı Bâlâ” ismiyle anılan yerleşim, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte “Yukarı Baru” ve nihayetinde “Yukarıtepecik” ismini almıştır.
2. Köyün Kuruluşu ve Arkeolojik Geçmişi
Köyün tarihi, 19. yüzyılın ortalarına kadar Aşağıtepecik köyünden ayrı tutulmamıştır. Ancak bölgenin geçmişi çok daha eskilere dayanmaktadır. Türklerin Anadolu’ya gelişinden önceki dönemlere ait “Yokuşbaşı” mevkiinde yerleşim izlerine rastlanmış ve burası “Gökdere Tepe Yerleşimi” adıyla arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Gelecekte yapılacak bilimsel kazı çalışmaları, köyün ve çevresinin tarihine çok daha önemli katkılar sağlayacaktır.
Suşehri ve çevresinin tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan yazar Hasan Eroğlu; Selçuklu döneminde “Suşehri” olarak adlandırılan ve 19. yüzyıl ortalarına kadar Gölova, Akıncılar ile Refahiye’nin bazı köylerini kapsayan geniş havzanın merkezinin Baru köyü olduğunu iddia etmiştir. Eroğlu’na göre Baru, zamanında surlarla çevrili büyük bir şehirdi ve deprem gibi çeşitli afetler sebebiyle halk farklı bölgelere göç etmek zorunda kaldı. Köyün etrafında ve Aşağı Baru mevkiinde günümüze kadar ulaşan sur ve kale kalıntılarının bulunması, Aşağı Baru’dan Yukarı Baru’ya uzanan hattın geçmişte korunaklı bir yerleşim birimi olduğu düşüncesini güçlendirmektedir.
Bölge halkının aktardığı sözlü tarihe göre ise köy, Aşağı Baru Köyü Şeyhi Bayraktaroğlu tarafından kurulmuştur. Bayraktaroğlu, köyün ilk yerleşimini ana yol kenarında şimdiki mezarlığın bulunduğu yere yapmıştır. Bu eve ait kalıntılar ile mezarlığın hemen üstündeki tarihi çeşme günümüze kadar ulaşabilmiştir. Şeyh Bayraktaroğlu’nun yerleşim için burayı seçmesindeki temel amaç; Kindik ve Kösehasan boğazlarına hâkim bir görüş açısına sahip olmak, bölgeyi kontrol altında tutmak ve olası düşman saldırılarına karşı hazırlıklı olmaktır.
3. Osmanlı Arşivlerinde Yukarıtepecik
Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgede tam hâkimiyet sağlamasının ardından tutulan tahrir defterleri, köyün geçmişine ışık tutmaktadır. 1520 ve 1569 yıllarına ait kayıtlarda; yerleşik halkın tamamının Müslüman olduğu, köyde 1 zaviyedar, 1 zaviyedarzade, 1 nöker, 2 nökerzade ve 70 neferin yaşadığı belirtilmektedir. Bu dönemde köyün tarımsal mahsulleri arasında arpa, buğday, bostan ürünleri ve bal öne çıkmaktadır. Ayrıca karyede (köyde) 2 adet zemin ile “Boyaluca” ve “Beyyurdu” adında iki mezra yer almaktadır.
1643 yılı avarız kayıtlarına göre Yörük Pınarı, Akdasın ve Ürüskü köylerinin tımar erbabı bu köydeki 3 haneden oluşmaktadır. Vakfın zaviyedarı ise Yahya veled-i Pîrî’dir. Bu tarihlerde köy, bölgenin en büyük Müslüman nüfusa sahip yerleşimlerinden biri konumundadır.
1835 tarihli nüfus kayıtlarında Aşağı ve Yukarı Baru köyleri “Göllü Barular” başlığı altında birleşik kaydedilmiştir. 42 hane ve 150 erkek nüfusun kayıtlı olduğu bu köylerde o dönem yaklaşık 300 kişi yaşamaktadır. Kayıtlara göre köyün muhtarı “Ayan torunu müteveffa Mehmed’in diğer oğlu ter bıyıklı Ali”, imamı ise “Hanedanoğlu Molla İsmail b. Mustafa”dır. Mevcut soyadları ve lakaplar göz önüne alındığında muhtarın Yukarı Baru’dan, imamın ise Aşağı Baru’dan olduğu düşünülmektedir. Dönemin kayıtlarında yer alan sülaleler şunlardır: Handanoğlu, Ayanoğlu, Nebioğlu, Karasakallı Haliloğlu, Eyüboğlu, Laz İbrahimoğlu, Can Alioğlu, Hasanoğlu, Seküloğlu, Kırklıoğlu, Osmanoğlu, Çöğrümoğlu, Yenidünyaoğlu, Bekiroğlu, Abdioğlu, İsaoğlu, Abdülkadiroğlu, Samancıoğlu, Köse Velioğlu, Şeyhoğlu, Mutioğlu, Sağıroğlu, Bölükbaşıoğlu ile köye sonradan göç eden Kemahlı Kürd İsmailoğlu ve Şiranlıoğlu aileleri.
1881 yılında kadın nüfusunun da ilk defa sayıma dâhil edildiği kayıtlarda Baru-yı Bâlâ köyünde 141 erkek ve 152 kadın olmak üzere toplam 293 kişi yaşamaktadır. Bölgedeki yaklaşık 150 köyden seçilmiş 100 ileri gelen ismin yazıldığı listede, köyden Zaimoğlu Osman Ağa ile Ayanoğlu Aziz Bey’in adının geçmesi yerleşimin o dönemki ağırlığını göstermektedir. 1914 yılında yapılan son Osmanlı sayımında ise köyde; 60 hane içinde 148 erkek ve 154 kadın olmak üzere 302 nüfus barınmaktadır.
4. Demografik Gelişim ve Sosyo-Kültürel Yapı
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yapılan nüfus sayımlarında köy nüfusu istikrarlı bir seyir izlemiştir: 1935’te 341, 1940’ta 267, 1945’te 322, 1950’de 356 ve 1960 yılında 351 kişi kaydedilmiştir. Tarım alanlarının genişliği ve önemli geçiş güzergâhları üzerinde bulunması, Yukarıtepecik köyünün gelişmesini sağlamıştır.
Ancak köy, tarihi süreçte büyük fedakârlıklar da yapmıştır. Seferberlik yıllarında ve Kurtuluş Savaşı’nda köyden 50 kişi askere gitmiş ve geri dönmemiştir. Bunun yanı sıra büyük Erzincan depremleri de köy nüfusunun azalmasında etkili olmuştur. Doksan yaşındaki bir köy büyüğünün, “Evladım! Ben çocukken doksan yaşındaki bir dedeye sorduğumda, onun da aynı yaştaki dedesinin bu köyde doğup büyüdüğünü söyledi” şeklindeki aktarımı, köyün köklü geçmişini nesiller ötesinden günümüze taşıyan çok kıymetli bir sözlü tarih belgesidir.
Yakın zamana kadar uzun kış gecelerinde köy odalarında gerçekleştirilen taşlamalı sohbetler ve zengin folklorik doku, Yukarıtepecik’in geleneksel kültürünün temelini oluşturmaktadır.
5. Tarım, Ekonomi ve Doğal Kaynaklar
Köy, fazla engebeli olmayan verimli bir arazi yapısına sahiptir. Günümüzde arazinin küçük bir kısmı sulanabilmektedir. Ancak su temini sağlandığı takdirde 7.000 dekara yaklaşan tarım alanının tamamı sulu tarıma açılabilecek konumdadır. Meraların ıslah edilmesiyle hem hayvancılıkta önemli atılımlar sağlanacak hem de tarımsal faaliyetler gelişecektir.
Köyün tarımsal üretiminde arpa, buğday ve özellikle nohudun büyük bir yeri vardır. Aynı zamanda fasulye, meyvecilik ve sebze bahçeciliği de yapılmaktadır. Yukarı Kova mevkiinde bulunan sodalı su kaynağı ise köy için önemli bir yeraltı zenginliğidir. Bu suyun detaylı tetkiklerinin yapılıp maden suyu olarak değerlendirilmesi, köy ekonomisine büyük bir katma değer sağlayabilir.
Günümüzde köy nüfusuna kayıtlı yaklaşık 2.300 kişi bulunmasına rağmen, sürekli olarak köyde ikamet edenlerin sayısı 155 civarındadır. Ancak yaz aylarında köye yönelik artan geri dönüşlerle nüfus birkaç katına çıkmaktadır. Gelecekte uygun ağaçlandırma çalışmalarının yapılmasıyla erozyon önlenecek, tarım alanları daha iyi korunacaktır. Zirai faaliyetler ve ahır sığırcılığı gibi projeler desteklenirse hem köye kalıcı dönüşler hızlanacak hem de yöresel ekonomi canlanacaktır.
6. Akademik Kaynaklar Işığında Bölgenin Tarihi Arka Planı (Ek Bilgiler)
- Antik Çağlar ve Erken Yerleşim: Gölova (eski adıyla Ağvanis) ve Suşehri havzasına dair yapılan akademik araştırmalar, Yukarıtepecik bölgesindeki yerleşimin Milattan Önce 2000’li yıllara, Hititlere kadar uzandığını doğrulamaktadır. Gökdere Tepe ve hemen kuzeyindeki Söğütlü Göze civarındaki bulgular bu savı destekler.
- İskân ve Tekke-Zaviye Kültürü: Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve yükseliş dönemlerinde (15. ve 16. yüzyıllar) devlete ait “Tahrir Defterleri” üzerinde yapılan akademik araştırmalar, bölgedeki “zaviyelerin” önemini vurgular. Yukarı Baru’daki zaviyedar ve dervişler, sadece manevi birer lider değil; aynı zamanda dağlık boğazlardan ve geçitlerden (Kösehasan ve Kindik boğazları gibi) geçen tüccarların, orduların ve yolcuların güvenliğini ve konaklamasını sağlayan bir nevi stratejik sınır bekçileriydi.
- İpek Yolu ve Ticaret Bağlantısı: Suşehri – Gölova hattı, Doğu Anadolu ile Orta Karadeniz (ve İç Anadolu) arasında önemli bir geçiş güzergâhıdır. 17. yüzyılda bölgeden geçen Evliya Çelebi, bu coğrafyanın müstahkem yapısından ve çok kültürlü ticaret hayatından bahsetmektedir. Baru’nun büyük surlara sahip olduğu yönündeki iddialar, aslında bu güzergâhı haramilerden ve eşkıyalardan korumak için inşa edilen küçük ölçekli hisarların veya derbent kalelerinin bir yansımasıdır.
Arşiv Belgeleri (T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı – BOA)
- BOA, TT.d (Tapu Tahrir Defterleri), No: 387: 1520 (H. 926) tarihli Karahisar-ı Şarkî Sancağı Mufassal Tahrir Defteri. (Köydeki zaviyedar, nöker ve nüfus bilgilerinin kaynağı).
- BOA, TT.d (Tapu Tahrir Defterleri), No: 478: 1569 (H. 977) tarihli Karahisar-ı Şarkî Sancağı Mufassal Tahrir Defteri. (Köyün mahsulleri ile Boyaluca ve Beyyurdu mezralarına dair kayıtlar).
- BOA, MAD.d (Maliyeden Müdevver Defterler): 1643 tarihli Karahisar-ı Şarkî Avarız Defteri kayıtları. (Vakfın zaviyedarı Yahya veled-i Pîrî ve 3 hanelik tımar bilgileri).
- BOA, NFS.d (Nüfus Defterleri): 1835 (H. 1251) tarihli Suşehri ve Gölova Bölgesi Nüfus Defterleri. (Aşağı ve Yukarı Baru köylerinin birleşik kaydı, aile/sülale lakapları, muhtar ve imam bilgileri).
- BOA, NFS.d: 1881 tarihli bölge nüfus sayım cetvelleri. (İlk defa kadınların da sayıldığı 293 kişilik nüfus kaydı ve köyün ileri gelenleri: Zaimoğlu Osman Ağa ile Ayanoğlu Aziz Bey).
- Dahiliye Nezareti Sicil-i Nüfus İdare-i Umumiyesi: 1914 (R. 1330) Osmanlı Genel Nüfus Sayımı Kayıtları. (Baru-yı Bâlâ köyünün 60 hanelik son Osmanlı dönemi nüfus bilgileri).
Resmî İstatistikler ve Kurul Kararları
- Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE): Genel Nüfus Sayımı Sonuçları (1935, 1940, 1945, 1950, 1960 Yılları İl ve İlçe Nüfus Verileri), Ankara.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı: Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararları, Sivas. (Yokuşbaşı mevkisi Gökdere Tepe Yerleşimi Arkeolojik Sit Alanı tescil bilgileri).
Kitaplar ve Makaleler
- Eroğlu, H. ve Şimşek, E. (2009). Suşehri’nin Şehir Tarihçesi. İstanbul: Göksu Matbaası. (Hasan Eroğlu’nun Suşehri’nin eski merkezinin Baru köyü olduğuna dair iddiaları ile sur kalıntıları hakkındaki notları).
- Acun, F. (2006). Karahisar-ı Şarkî ve Koyluhisar Kazaları Örneğinde Osmanlı Taşra İdaresi (1485-1569). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (1520 ve 1569 yılları Karahisar-ı Şarki sancak tahrirlerinin akademik analizi ve bölge coğrafyası).
- Karpat, K. H. (2003). Osmanlı Nüfusu (1830-1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri. (Çev. B. Tırnakcı). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. (19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başı Osmanlı demografisi altyapısı).
- Öz, M. (1999). XV-XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (İç Anadolu – Karadeniz geçiş güzergâhındaki köy yapısı, zaviye ve derbent kültürünün incelenmesi için genel referans).